TUS ve Soru Çözümü

4127
soru cevap

Sevgili meslektaşlarım,

Bu köşe yazımda sizlerle, TUS hazırlık sürecinde çok önemli bir nokta olan soru çözümü hakkında düşüncelerimi ve önerilerimi paylaşacağım.

Yıllarca tekrarlanan hatalardan biri olduğundan ve son dönemde bu konuda çok fazla mail aldığımdan dolayı köşe yazımın sizlere faydalı olacağını düşünüyorum

2010 Aralık TUS’u yapılmasının ardından 600’ün üzerinde mail cevapladım. Bu maillerin ortak dili meslektaşlarımın kazanma inancının azalmasıydı. Bence üzücü bir durum, çünkü tıp fakültesi boyunca zorlu sınavları aşabilme kabiliyetini gösterip, tıp fakültesinden mezun olan bir kişinin başarı inancını kaybetmesi, hem kişinin kendi mesleki yaşamı için, hem de ülkemizin sağlık hizmetlerinin kalitesi açısından negatif bir durumdur. Başarı motivasyonu kırılmış hekimlerimizden, gelecekte mesleki açıdan güzel başarılara imza atmasını, içinde hekimlik mesleğinin onuruyla keyifli bir şekilde hastalarına hizmet vermesini beklemek hayalden öte gitmemektedir.  Biz hekimlere uygulanan yönetmenliklerin ve yapılan sınavların bu hassasiyet çerçevesinde hazırlanması çok önemlidir. Yapılan sınavların, hekimlerin ailelerini ve özel yaşantılarını çok yakından etkilendiği herkes tarafından bilinmektedir. Mutsuz bir hekim topluluğu, ülkenin sağlık hizmetinin çökmesine, kalitesinin düşmesine sebep olacaktır. Sayın yöneticilerimizin, sınavları uygulayanların, TUS’a soru hazırlayanların bu hassasiyette olması mutlak gereklidir.

Gelelim şimdi çalışmalarınız için önerilerime…

Aldığım maillerin birçoğunda şu hata vardı. Birçok meslektaşımız konu tekrarlarını iyi yapmasına rağmen soru çözümlerini es geçmişler.  Şu diyaloglarla çok fazla karşılaştım. ‘Hocam, konuların hepsini 3 defa tekrar ettim, 1 kez de çıkmış TUS sorularını çözdüm, yapabildiğim net 110’, ‘Konuları dört kez okudum ama hiç soru çözmedim, soru çözmeye zamanım yoktu’ Buna benzer birçok mail aldım.  Sevgili arkadaşlar, TUS hazırlık sürecinde herkesin kendi hedefleri ve çalışabilme kapasiteleri doğrultusunda konu tekrar sayıları, çalışma süreleri değişmektedir. Bu da çok doğaldır. Ama TUS’a hazırlıkta bir kural vardır. Konu okumayla birlikte soru çözümleri bir arada olmalı, çalışma programlarında iç içe olmalıdır. Hatta şöyle söyleyeyim, birbirine yapıştırılmalıdır, kardeş misali…

Hedefe ulaşmanın, yüksek netler yapmanın yolu konu okumayla birlikte farklı ve yeterli sayıda soru çözümlerinin yapılmasıdır. Yani konuyu istersen 5 kez tekrar et, soru çözümü yapmadıysan işi riske atıyorsun demektir.  Çünkü sizler sözlü bir sınava girmiyorsunuz. Sözlü olsa, konuyu ne kadar fazla okursan o kadar yüksek not alırsın. Ama sınavda bizim karşımıza çoktan seçmeli sorular gelmektedir. O zaman bizim yapmamız gereken şey nedir? Konuyu soruda kullanabilmek için bol soru çözmemizdir. Bir konudan kolay bir soru gelebilir, bunu o konuyu okuyan birçok kişi yapar. Ama aynı konudan gelen o soru üzerinde ufak oynamalarla, kelime oyunlarıyla değiştirip zor bir soru haline soktuğumuzda bu soruyu yapma oranı düşer ve soruyu yapan kişilerin soru pratiğini iyi yapmış kişiler olduklarını görürüz.  Bunun istatistiklerini çok net görmekteyim.  Bir konu hakkında ne kadar fazla soru görürseniz, o konu sizin aklınıza o kadar iyi çakılı kalır.

Soru çözümleri için sizlere önerim, uzun konu okumalarının arasına soru serpiştirmenizdir. Çünkü konu okumak beyni yoran ve bir süre sonra çalışma isteğini azaltan bir eylemdir. Ama soru çözümü, aynı sürece sebep olmaz. Şu şekilde uygulamalısınız. Bir branş bittikten sonra soru çözümü değil de konu bittikten sonra soru çözümü yapılmalıdır. Örnek olarak; Mikrobiyoloji çalışıyorsunuz, tüm mikrobiyoloji bittikten sonra değil bakteriyoloji bittikten sonra soru çözümü, viroloji bittikten sonra soru çözümü. Biyokimya çalışıyorsunuz, karbonhidratlar çalıştıktan sonra soru çözümü veya dahiliye çalışıyorsunuz, endokrinolojiden sonra soru çözümü, kardiyolojiden sonra soru çözümü gibi. Branş bittikten bir süre sonra tüm branş ile alakalı tabiki soru çözebilirsiniz, bu yanlış bir uygulama değildir, aksine tekrar açısından güzel bir uygulamadır, ama mutlaka konu aralarına da soru serpiştirilmeli, konulmalıdır.

Bazı arkadaşlarımız şunu söylemekte; ‘’Hocam, okuduğumu kısa bir süre sonra unutuyorum’’ TUS’a hazırlık sürecinde hemen hemen herkesin söylediği bir cümledir.  Bu çok doğal arkadaşlar. Hepimiz hekimiz, belli ölçülerde unutmanın fizyolojik bir durum olduğunu biliyoruz. Unutuyoruz diye strese girip, motivasyonu diplere çekiyoruz, bu da doğal olarak sınavı etkiliyor. Unutma olasılığını azaltmanın en önemli yolu bilgiyi kullanmak ve soruyla tekrarlamaktır. Soru çözümlerinin bu aşamada da önemli rol oynadığını vurgulamak isterim.  Bir hekim, santral venöz basıncı ölçmek için katateri ne kadar fazla ve farklı hastaya takarsa o kadar fazla pratiği gelişir, bir süre sonra çok basite indirger ve hızlıca uygulamayı gerçekleştirir. Soru çözümünü de buna benzetebiliriz.

Gelelim soru çözümü için tercih edilecek soru materyallerine…  TUS’a hazırlanan arkadaşlar, eğer şimdiye kadar hiç çıkmış TUS sorularına bakmamışlar ise iki defa çıkmış TUS sorularına ve bir kez de ellerinde bulunan çalışma sorularına bakmalarını öneririm. Eğer daha önce birçok kez çıkmış TUS sorularına bakmışsanız, sınava kadar çalışma sorularına ve deneme sınav sorularına ağırlık vermelisiniz. Çıkmış TUS sorularına 4-5 kez bakmak size herhangi bir şey kazandırmaz, farklı soru çözmeniz sizi hedefinize yaklaştırır.

Soru çözümü pratiği için mutlaka deneme sınavlarına katılmalısınız. Birçoğunuz düşük net yapma korkusuyla bu sınavlara katılmamaktadır. Şunu unutmayın arkadaşlar, deneme sınavlarında düşeceğiniz noktayı görmezseniz, asıl sınava girdiğinizde o noktaya düşmeniz kaçınılmaz olur. Girdiğiniz her bir deneme sınavı, istemediğiniz bir net bile yapsanız sizin tahmin edemeyeceğiniz kadar fazla yarar sağlamakta, başarınıza katkı sağlamaktadır.

Bu köşe yazısında bildiğiniz bir konu hakkında nacizane fikirlerimi sizlerle paylaştım, umarım sizlerin çalışmalarına katkısı olur. Başarılarınıza ufak bir katkı sağlayabilirsem ne mutlu bana…

Sevgi ve saygılarımla

Uzm. Dr. Erdinç Nayır