ÖSYM’ye Güvenmek İstiyorum

1323
ÖSYM

Hayatımız boyunca her adımımız sınav…

İyi bir lisede okumak istiyorsan, üniversitede okumak istiyorsan, hekimsen uzmanlık yapmak istiyorsan, yetmedi akademik kariyer istiyorsan, öğretmen oldun ama işini yapmak istiyorsan mutlaka sınava girmen gerekiyor…

Hayatımızı, hayatlarımızı, ailelerimizi, sevdiklerimizi etkileyen birçok sınava giriyoruz ve bu sınavları ÖSYM yapıyor. Şimdi baktım 2012 yılında 25 ayrı sınav planlanmış, bunların büyük çoğunluğu yapıldı. Bu kadar sınavı yapmak, bunları organize etmek kolay değil. Büyük emek, özveri ve disiplin gereken çok önemli bir organizasyonu gerçekleştiriyorlar. Evet çok önemli !!! Çünkü o sınavların sonucunda bir insanın hayatı kuruluyor. İşte bu çok önemli sınavların hatasız bir şekilde yapılması gerekiyor. Çünkü bir hata, insanın hayatının ciddi anlamda etkilenmesi demektir.

Son birkaç yıldır bu sınavların üzerinde kara bulutlar dolaşıyor ve her geçen gün bu sınavlara giren kişilerin, ailelerin ÖSYM’ye güveni azalıyor. Bu kadar önemli, hayatı etkileyen sınavları gerçekleştiren bir kuruma, bu sınava girenlerin güvenmesi en doğal hakkıdır.

Kiminle konuşsam ÖSYM’ye güveni azalmış, çünkü birçok sınavda sıkıntılar ortaya çıktı ve çıkmaya devam ediyor. Son olan olayı özellikle hekimler çok iyi biliyorlardır.

Bir hekimin hayatını bağladığı, hekimlerin ailelerini de etkileyen bir sınav olan Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS)’nın sonuçları 2 yıl sonra değişti. Hekim olmanıza gerek yok, bir düşünsenize…

Bir sınava giriyorsunuz, bir yeri kazanıyorsunuz, ailenizden, sevdiklerinizden uzaklaşıp bir yerde çalışmaya başlıyorsunuz. Bu şehir değişikliğinden dolayı belki de maddi problemlerin içine giriyorsunuz veya özel yaşamınız etkileniyor. 2 yıl geçiyor, ondan sonra ÖSYM’den açıklama; ‘Sınav sonucunuz değişmiştir, yeni sonuçlarına bakınız’ Asıl istediğiniz yeri kazandığınızı düşünün ve 2 yıl geçmiş.

2010 TUS (Sonbahar dönemi)’una giren hekimler aynen bunu yaşadı. Daha ciddi bir durumu söyleyeyim. O sınava giren, kazanmak istediği yere girmesi için gerekli puanı alamayan ve tercih yapamayan bir kişi, yeni açıklanan sonuçlarda girebileceğini gördüğünde ne durumda olur, bir düşünün. O kişiye, geçen 2 yılın hesabını, kayıp giden zamanı kim verecek? O sınava girenlere, o sınava girenlerin sevdiklerine, ailelerine çok ciddi bir haksızlık yapılmıştır.

Google’a girdim ve ÖSYM haberlerine baktım, son zamanlarda ne kadar ciddi problemlerin yaşandığını çok net gördüm. Yükseköğretime Geçiş Sınavı’nda şifre, Lisans Yerleştirme Sınavı’nda yanlış puan hesaplaması, KPSS’de soruların sızdırıldığının ortaya çıkması, Seviye Tespit Sınavı’ında bir yıl önceki soruların tekrar sorulması ve en son 2010 TUS’unda hatalı sorular yüzünden yeniden yerleştirmeler yapılması derken en son olarak şunu gördüm, 6 Mayıs 2012’de yapılan ve 1546 avukatın girdiği “Avukatlar İçin Adli Yargı Hâkim ve Savcı Adaylığı Yarışma Sınavı” iptal edilmiş. Sizce kaç kişinin hayatı, ailesi etkilendi tahmin edebiliyor musunuz?

Tekrar ediyorum, bu kadar sınavı yapmak, bunu organize etmek kolay bir iş değildir. ÖSYM’de bu işleri gerçekleştiren kişilerin emek verdiğini, hatasız çalışmak için çaba gösterdiğini en azından düşünmek istiyorum. Öyledir sanırsam…

Benim meslektaşlarım, arkadaşlarım, bu ülkenin çocukları ve gençleri bu sınavlara girmeye devam edecekler. İnsanlar bu sınavlar için, hayatlarından, sevdiklerinden fedakarlık verecekler. Hayatlarının belli dönemlerini dört duvar içerisinde, hayata kulaklarını kapatarak geçirecekler. Uykusuz kalacaklar, yeri gelecek psikolojileri bozulacak, yeri gelecek bir anne çocuğundan uzak kalacak. Bu kadar önemli bir dönemde bu sınavlara güvenmek en doğal hakları…

Devletin en önemli kurumlarından biri olan ÖSYM’ye güvenmek istiyorum. Son dönemde birçok skandalların yaşandığı bu sınavların insanlar üzerinde yarattığı güvensizlik, mutlaka düzeltilmelidir. Sadece ben değil, birçok kişinin güveni sarsıldı. Güvenmek istememiz doğal dimi?

Peki bu güven nasıl oluşacak?

Sevgi ve Saygılarımla

Uzm.Dr.Erdinç Nayır