Kefir Nedir? Kanser Hastaları Tüketmeli mi?

7002

Kefir; Kafkasya orijinli olup, inek, koyun, keçi ve kısrak sütüne, karnabahar benzeri kefir granülleri ilave edilerek elde edilen, ferahlık veren fermente bir süt ürünüdür. Türkçe olarak ‘kef’ yada ‘keyf’ kelimesinin kökeninden türemiş bir sözcüktür. Keyif verir anlamında bir kelimedir. Fermentasyon sonrasında granüller tekrar kendini iyileştirerek bir sonraki süt için kullanılırlar. Sütün fermantasyonu sonucu oluşan bu ürün rahatlatıcı tarzda, krema kıvamında, orta derecede asidik ve hafif maya aromasına sahiptir.

 

KEFİRİN SAĞLIK ÜZERİNE ETKİLERİ

Nobel ödüllü araştırmacı Elie Metchnikoff, kefirin salya akışını aktive ettiğini ve bağırsak bölgesindeki sindirim salgılarını artırdığını bulmuştur. Bu nedenle çoğu karın bölgesindeki operasyonlardan sonra kullanılması tavsiye edilir. Kefir, bağırsakların çalışmasına orta düzey etkiye sahiptir. Bu özelliğinden dolayı Almanya’da ve Asya’nın birçok bölgesinde kronik kabızlık vakalarında kullanılmaktadır. Ciddi bir hastalık geçirmiş ve antibiyotik tedavisine maruz kalmış kişilerde bağırsak yüzeyinin düzelmesi açısından da kefir tüketilmesi tavsiye edilir. Düzenli olarak kefir tüketimi laktoz, antibakteriyel etki,  kolesterol düşürücü etki, plazma glikozunun kontrolü, antihipertensif etki, itihapla savaşmada etki, antioksidan aktivite, anti-alerjik aktivite ve iyileşme ile daha iyi sindirim ve toleransla ilişkilendirilmiştir etkileri vardır.

Ayrıca dünyanın bir çok bölgesinde tüberküloz ve mide bağırsak rahatsızlıklarda destek tedavi amaçlı olarak geniş çapta kullanılmaktadır. Eski Sovyetler Birliğinde kefir, hastanelerde ve sanatoryalarda metabolizma ile alakalı bozukluklarda ve alerjik hastalıklar gibi çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılmıştır. Kefirin mide ve pankreas gibi bazı organların salgılarını artırdığı gibi sinirsel rahatsızlıklara, iştahsızlığa ve uykusuzluğa karşı iyi geldiği de bilinmektedir. Kefir içerdiği amino asitlerden triptofan yanında kalsiyum ve magnezyum minerallerinden de zengin olması sinir sistemini rahatlatmasında etkili rol oynar. Düzenli olarak tüketiminin metabolizma üzerinde kararlı bir duruma getirici etkisinin yanında karaciğer; safra, böbrek fonksiyonları ve kan dolaşımı üzerine olumlu etkiler gösterdiği belirtilmiştir.

ANTİKANSEROJENİK ETKİ

Kefir, mutasyon ve DNA hasarını azaltarak, kanser oluşumuna zemin hazırlayan enzimlerin (ß-glukuronidaz, nitroredüktaz, azoredüktaz) aktivitelerini düşürerek, kanser yapan maddeleri etkisizleştirerek, kısa zincirli yağ asitlerinin üretiminin artması ve asiditenin artmasını sağlayarak ve kanserli hücrenin ölümünü hızlandırarak antikanserojen etki göstermektedir. Kefirden elde edilen spesifik kültürlerin indol, imidazol gibi mutajenik maddeleri bağladığı görülmektedir. Son yıllarda kefirin kanseri kontrol etme etkisi üzerine yapılan çalışmalarda olumlu sonuçlar alındığı bildirilmiştir. Kefir ve kefir tanelerinin antikanserojen etkisinin araştırıldığı bir çalışmada, kefirin içerdiği mikroorganizmaların dışkısal enzim aktivitesini büyük ölçüde azaltması sonucunda, özellikle bağırsak kanseri riskini azalttığı bildirilmektedir. Kefirin bileşimindeki selenyum; E vitamini, katalaz ve süperoksitdismutaz enzimleri ile birlikte hücreler üzerine antioksidatif etki göstermektedir. Bu da antikanserojenik bir faktör olarak değerlendirilmektedir. Japonya’da fareler üzerinde yapılan bir çalışmada ise kefirin kanser riskini %53.6 oranında azalttığı ve kanser önleyici ilaçlar ile birlikte kullanılması halinde ise %67 oranda riski azalttığı bildirilmiştir. Çin’de 2007 yılındaki bir çalışmasında ise  kefir ekstraktının insan meme kanseri hücreleri ve normal insan meme epitel hücreleri üzerindeki çoğalmalarını engelleyici etkileri gösterildi. Mevcut bulgular, kefir ekstraktlarının, özellikle meme kanserinin önlenmesi veya tedavisinde yararlı olabilecek insan meme kanseri hücrelerinin büyümesini önleyen unsurları içerdiği öne sürüldü. Japonya’daki benzer araştırmalar, kefir tüketiminin, vücudun, viral enfeksiyonlarla ve muhtemel kanser hücreleriyle savaşmak için vücudun her tarafından atılan 14 kat daha fazla interferon-beta, bir glikoprotein üretmesini sağladığını ortaya koydu. Diyetteki çeşitli yağlar ile meme kanseri riski arasındaki ilişkinin İsveç’te yürütülen bir çalışmada, en az 50 yaş üstü kadınlar için mayalanmış süt ürünlerinden gelen yağın meme kanseri riski ile negatif ilişkili olduğunu bulmuştur. Kanada’daki McGill Üniversitesi’nden Macdonald Campus’daki Diyetetik ve İnsan Beslenmesi Okulu tarafından yürütülen bir in-vitro test, kefirin hayvan çalışmalarında meme kanseri hücrelerini %56 oranında azalttığını göstermiştir.

Amerika Denver Naturopatik Kliniği’nin araştırmasına göre kefirin meme kanseri hücrelerinin çoğalmasını engellediği sonucuna varılmıştır. Meme kanseri olan veya meme kanseri olmasında büyük risk taşıyan kadınların her gün kefir tüketmeleri önerilmektedir. Ayrıca Emory Üniversitesi’nden (Atlanta, USA) Dr. Eva M. Schmelz ve arkadaşları tarafından yapılan çok sayıda çalışmada diyetle alınan süt kaynaklı sfingomiyelinin (diyette %0.025-0.1 oranında) farelerde kimyasal bileşiklerle teşvik edilen tümörleri inhibe edebildiği, kolon kanserinin gelişimini inhibe edebildiği ve tümörlerin kansere dönüşümünü baskılayabildiği görülmüştür.

Sonuç:

Kefirin sağlık üzerine etkileri ve çok fazla sayıda farklı tür bakteri ve mayaları barındırmasından dolayı kompleks bir probiyotik olduğu ortadadır. Kefir, antimikrobiyal ve antikanserojenik etkisinin yanısıra değişik beslenme ve büyüme faktörlerini içermesi bakımından her yaştan insan tarafından tüketebilir/ tüketilmelidir. Yüksek besin değeri ve sağlık üzerine etkilerinden dolayı prematüre bebeklerin, çocukların, hamilelerin, bakıma muhtaç kişilerin, destek tedaviye ihtiyacı olanların, laktoza karşı hassasiyeti olan kişilerin ve yaşlıların günlük diyetlerinde kefir tüketmeleri tavsiye edilir.  Dışardan hazır kefir almaktansa evde kefir mayası temin ederek çok kolay bir şekilde hazırlayacağımız kefir bizler için daha güvenilir olacaktır. Her zaman olduğu gibi kanser hastaları, kefir tüketmeden önce hekimlerine danışmalıdır.

 

Yazan: Stj. Diyetisyen Burcu KIRBAÇ

Kaynak:

http://www.kefir.com.tr/saglik/sut-yaginin-antikanserojenik-ajanlari-sfingolipitler/

https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/28434726

http://foodforbreastcancer.com/foods/kefir

http://www.igdir.edu.tr/Addons/Resmi/announc/248/haziran-2014-23-30.pdf

http://www.naturalnews.com/049987_kefir_cancer_prevention_probiotics.html